Bipolar Bozukluk Nedir?

0
77

Bipolar bozukluk (iki uçlu duygulanım bozukluğu), belirtileri bir dönem yüksek ruh halli maniye ve bir dönem düşük ruh halli majör depresif bozukluğa benzer olmak üzere, kişinin duygudurumunda aşırı ve zıt yönlü değişiklikler tecrübe etmesi ile karakterize edilen bir zihinsel hastalıktır. Yükselen duygudurumu, duygudurumunun şiddet seviyesine ya da psikoz belirtilerinin mevcudiyetine bağlı olarak, mani veyahut hipomani olarak isimlendirilir. Mani esnasında, hasta kimse, anormal düzeyde enerjik, mutlu veya fevri hissetmekte ya da davranışlar göstermektedir.

Hastalığın kullanılan diğer tanımlayıcı terimleri arasında iki uçlu duygudurum bozukluğu, bipolar afektif bozukluk, manik depresif bozukluk, manik depresyon ve manik atak sayılabilir. Bipolar bozukluğun sebebi henüz tümüyle anlaşılamamıştır; fakat, çevresel ve genetik etmenlerin rol aldığı düşünülmektedir. Birçok genin hastalık riskine etki ettiği bildirilmektedir.

Bipolar bozukluk, kişinin depresyon ve/veya mani, hipomani, ve/veya karışık durumlar geçirdiği duygudurum bozuklukları sınıfını kapsayan tanısal kategoridir. Kişinin, depresif eğilimlerin yoğun yaşandığı dönemlerle, taşkınlık, coşkunluk olarak tanımlanabilecek mani dönemleri yaşadığı, bu bağlamda Bipolar Bozukluk ya da Manik Atak olarak tanımlanan bir rahatsızlıktır. DSM-IV adlı tanı ve istatistik kriteri ile teşhis konur. Bu hastalığın genelde yirmili yaşlarda ortaya çıktığı çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Tip 1 , Tip 2 ve Tip 3 olarak 3’e ayrılır.

Belirtileri

“Melankoli maniye evrilirken” resim altı yazısı barındıran, 1858 tarihli bir taşbasma. Geçmişte, bipolar bozukluk hastaları akıl hastanelerine sevk olunabilmekteydi.
Mani, bipolar bozukluğun tanımlayıcı özelliklerinden biridir ve farklı şiddet düzeylerinde gerçekleşebilir. Hipomani olarak adlandırılan orta düzey şiddetteki mani içinde bulunan bireyler zinde ve kolaylıkla heyecanlanabilmekte (uyarılgan) olup; genellikle yüksek seviyeli bir üretkenlik içerisindedirler. Hipomani ilerlemesi halinde, hasta bireyler birden degisiveren (Ing. erratic) ve fevri davranışlar gosterebilir. Bu hasta bireyler, gelecege dair siklikla kötü kararlar alabilmektedir gercekci olmayan gelecege dair düşünceler geliştirmekten oturu ve daha az uyumaktadırlar. Mani bireyler, ekstrem durumlarda, psikoza uzanacak boyutta halusinasyonlar gorebilir, var olmayan sesler duymaya baslayabilir veya evrene-cevresine dair kuruntulu ya da carpik inanislar geliştirebilir. Bir mani dönemi (Ing. episode) ardindan genellikle bir depresif dönem tecrube edilir. Mani ya da hipomani döneminden depresif döneme, ve tam tersi, gecisten sorumlu biyolojik mekanizmalar, gunumuzde butunuyle kesfedilememistir.

Mani dönemi

Mani, hayatin akisina aykiri bir anormalik gosterecek sekilde en az bir hafta suresince ‘yukselen’ duygudurumu tecrube edilmesi olarak tanimlanabilir. Bu duygudurumu, öföriden (yerinde duramama, zindelik hissiyati, mutluluktan uçma vb.) deliryuma (bilincin ve algının kaybolması hali, hezeyan vb.) uzanan bir yelpaze icindedir.

Hipomani veyahut mani tecrube eden bir bireyin, siralanan su davranışların en az ucunu gostermesi beklenir: konuşma baskısı (kesintisiz ve hizli konusmak), kisa dikkat süresi, ‘racing thoughts’, hedefler belirleme eyleminde artis, ajitasyon; hiperseksüalite veya asiri maddi harcama yapmak gibi tepisel (impulsif), yuksek riskli davranışlar geliştirme.

Bir bireyin mani dönemi tecrube ediyor olup olmadigina dair kesin kanaat, bu davranışların ancak, hasta bireyin sosyal veya is hayatini sekteye ugratmasi halinde getirilmektedir. Bu dönem rahatsizligina mudahil olunmadigi takdirde, bir mani dönemi genellikle uc ila alti ay suresince devam eder.

Hipomani veya mani bireylerde uyku ihtiyacinin azalmasi, muhakemenin zayiflamasi, çok hizli ve abartili konusulmaya baslanmasi gozlenebilir. Mani bireylerde, bir “kendi kendini tedavi etme yontemi” maksatli, yillarca surdurulmus bir madde bağımlılığı gecmisine rastlanabilir. Bu dönemde, birey kendisinin durdurulamaz oldugunu hissedebilir; “secilmis bir kisi” ve bir “ozel gorev”le yukumlu oldugunu dusunmeye baslayabilir ya da büyüklenmeci-delüzyonal fikirlere sahip hale gelebilir. Bu duygudurumu hali, saldirgan davranışlara donusebilir ve kimi zaman bireyin bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yatili tedavi gormeye mecbur birakilmasina yol acabilir. Mani belirtilerinin siddet duzeyi, Young Mani Derecelendirme Ölçeği gibi olceklerle niceliklendirilmeye calisilabilir; fakat, bu tip olceklerin gecerlik ve guvenirlik duzeyi gunumuzde arastirma konusudur. Bir mani ya da depresif dönem baslangici habercisi cogunlukla uyku bozukluklarıdir. Mani döneminden uc hafta oncesine kadar duygudurum degisimleri, psikomotor ajitasyon ve beslenme duzeninde degisme ve anksiyetede artis gerceklesebilir.

Hipomani dönemi

Hipomani, bir seviye dusuk siddette mani olarak tarif edilebilir. Hipomani, maniye karşıdusen tum kıstasların en az dört gun tecrube edilmesi olarak kavramsallastirilmistir. Lakin, bu tecrubeler, sosyal veya is hayatinda bireyin kabiliyetlerini onemli olcude olumsuzlamaz; delüzyon ya da varsanı (halüsinasyon) psikozlarını barindirmaz ve bireyin, ruh-sinir hastalıkları hastanesinde musahede altında bulundurulmasini gerektirmez. Aksine, hipomani dönemlerinde bireyin genel faal halleri guclenebilir; bu durum, kimi arastirmacilar tarafından bir savunma mekanizmasi olarak degerlendirilmistir. Hipomani dönemleri nadiren maniye evilir. Hipomani tecrube eden kimi bireylerde yaraticilik artisi rapor edilmis iken; kimilerinde asabiyet artisi veya muhakame zayiflamasi gozlemlenmistir.

Hipomani, kimi bireylerde olumlu hisler yaratabilmektedir; fakat, bu dönemi tecrube etmis bircok bireyin rapor edilmis beyanatina gore, tecrube beklentisinin olusturdugu stres cokca sancılı bulunmustur. Hipomani dönemindeki bipolar bozukluk hastaları, kendilerine ait eylemlerin, kendi etrafinda olan bireyler uzerindeki etkilerini fark edememek veya bu etkileri unutmak egiliminde istemdisi bulunabilir. Hasta bireyin aile uyeleri ya da arkadaşları, bireyin duygudurumu calkantılarını gozlemleyebilmesine karşın, genellikle, birey bu calkantılı surecin ayriminda olmaz. ‘Hipomanik bir eylem’, depresif bir dönem ile takip edilmediginde veya duygudurum calkantılarının kontrol-disi, aniden degisebilen olmadigi hallerde, genellikle birey ve cevresi için sorun yaratıcı olarak gorulmez. Dönem semptomları, genellikle birkac hafta ila ay arası kadar surer.

Depresif dönem

Bipolar bozuklugun depresif dönem semptomları sunlardir: uzuntu, ofke ve alinganlik duygularının diresken olmasi, kam alinan aktivitelere ilgisizlesme/kayitsizlasma, asiri ya da yersiz sucluluk hissi, umutsuzluk, cokca ya da çok az uyumak, istah ve/veya kiloda degisimler, bitkinlik, zihinsel odaklanmada zorlanma, kendinden nefret etme veyahut degersizlik hissiyati, olumu sikca dusunmek ve intihar fikrine kapılmak/planini yapmak. Agir vakalarda, birey psikoz semptomları gosterebilir. Bu agir vaka, ‘psikoz ozellikleri gosteren agir bipolar bozukluk’ olarak da adlandırılmaktadır. Bu semptomlar, delüzyon ve halisünasyondur. Bir depresif dönem, en az iki hafta surmektedir; mudahil olunmadigi takdirde intihar ile neticelenebilir.

Rahatsizligin ortaya cikis yasi azaldikca, rahatsizlik dönemlerinin ilk birkacinin depresif dönem olma ihtimali artmaktadır. Bipolar bozukluk teshisinde en az bir dönem mani ya da hipomani tecrubesi rapor edilmesine gerek duyuldugu icin, bircok bireye istemeyerek majör depresif bozukluk tanisi konmakta ve birey, recete edilen antidepresanlar ile hatalica tedavi edilmeye çalışılmaktadır.

Katisik afektif dönem

Bipolar bozuklukta, ‘katisik afektif dönem’, mani ve depresif dönem semptomlarının aynı anda gerceklesmesi halidir. Katisik dönem, depresif duygudurumuna, duygu çalkantılarının ve içtepisel kontrolün azalmasinin eslik etmesinden oturu intihar riskinin nispeten yuksek oldugu bir dönemdir. Bu dönemde, katisik olmayan mani veya depresif dönemlere gore anksiyete bozukluğu eszamanli hastalık olarak daha sik belirir. Madde ve/veya alkol bagimliligi da bu dönemdeki egilimlere eslik edebilir.

Alakalı unsur ve durumlar

Bipolar bozukluğa, teşhis kıstasları olarak değerlendirilmeyen klinik haller eşlik edebilir. Örneğin yetişkin hastalarda, genellikle, kognitif (bilişsel, algısal) süreç ve kabiliyetlerde değişimler gözlemlenebilir. Bunlar arasında dikkat ila zihinsel yürütücü işlevlerde ve hafızada zayıflama sayılabilir. Kimi bilimsel araştırmalar, bipolar bozukluk ile yaratıcılık arasında dikkate değer bir doğru orantı olduğunu rapor etmiştir. Bipolar bozukluk hastaları, iliskilerini surdurmekte zorluk yasayabilirler. Bipolar bozukluk teşhisi konulmuş bireylerin çocukluk döneminde rapor edilmiş öncül ve alakalı rahatsızlıklar olabilir: bunlar arasında duygudurum anomalileri, majör depresif bozukluk dönemleri ve dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu sayılabilir.

Eșlik eden unsur ve durumlar

Bipolar bozukluk teşhisi, hastalık ile eș zamanlı gerçekleşebilir kimi diğer psikiyatrik haller sebebiyle kolay olmayabilir; bu haller arasında: obsesif kompulsif bozukluk, madde bağımlılığı, yeme bozuklukları, dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu, premenstrüel sendrom ve panik bozukluk belirtilebilir. Semptom ve dönemlerin uzun soluklu ve dikkatli analizi, mümkün ise bireyin aile fertleri ve arkadaş çevresi ile de iletişim halinde olunarak, eşlik eden diğer rahatsızlıkların var olduğu bipolar bozukluk vakalarında, uygun bir tedavi planı oluşturulması için çok önemlidir.

Nedenleri

Bipolar bozukluga yol acan mekanizmalar kesin olarak bilinmemektedir ve bireyden bireye farklilik gosterebilir. Hastaligin olusma riskini %60-80 bandinda genetik etmenlerin olusturdugu dusunulmektedir. Bipolar spektrumunda kalıtsallık orani 0.71 olarak tahmin edilmektedir. I. tip bipolar bozukluga ait konkordans oranları, modern arastirmalarda, tek yumurta ikizleri icin mutemadiyen %40 oraninda tespit ediliyorken, bu oran cift yumurta ikizleri icin %5 civarinda bulunagelmektedir. I. ila II. tip bipolar bozukluk ve siklotimik bozukluk kombinasyonu tecrube eden cift ve tek yumurta ikizlerinde de, bir onceki çalışma sonucuna benzer olarak, ilgili oran sirasiyla %42 ve %11 olarak not edilmistir. Unipolar bozukluga ait kondordans oranlarını arastiran bir diğer bilimsel çalışmada, bu oran tek yumurta ikizleri icin %67 rapor edilmis iken; cift yumurta ikizleri icin %19 olarak one surulmustur. Yukarıdaki araştırmaların tümünde, çift yumurta ikizlerine ait konkordans oranlarının nispeten düşük olması, hastalık oluşumu üzerinde aile ve çevre etkisinin kısıtlı olduğu çıkarımını önermektedir; fakat, bu tip araştırmaların doğası itibarıyla dar kapsamlı örneklemlemelere dayanıyor olması, bu önermenin kesin ispatını zorlaştırmaktadır.

Genetik

Kimi davranışsal genetik araştırması, pek çok kromozom bölgesinin ve aday genin, her biri hafif veya orta etkili olmak üzere, bipolar bozukluk yatkınlığı ile etkileşimde bulunduğunu önermiştir. Bir araştırmada, bipolar bozukluk riskinin, bipolar bozukluk tecrübe etmiş bireylerin birinci dereceden yakınlarında, toplum ortalamasına nispeten yaklaşık on kat yüksek olduğu bildirilmiştir. Ayrıca, aynı çalışmada, majör depresif bozukluk riskinin de aynı gruplar için üç kat yüksek olduğu belirtilmiştir.

Maniye dair ilk genetik bağlantı sonucunun 1969 senesinde keşfedilmesine karșın[57], günümüze kadarki araştırma sonuçları birbirini değillemektedir. Bu yazının yazıldığı ana değinki en kapsamlı ve en son genom çapında ilişkilendirme çalışması herhangi tek bir lokusun bipolar bozukluktan sorumlu olduğuna dair bir sonuca ulașamamıştır.

BDNF, dopamin reseptörü D4, d-aminoasit oksidaz ve TPH1’nin polimorfizmleri, sıkça bipolar bozukluk ile ilintilendirilmiş ve ilk zamanlarda geçmiş-verilerin analizi ile ispat edildiğine kanaat getirilmiş; fakat, ilgili testlerdeki birtakım doğrulamaların üzerine, bu grup gen ve bipolar bozukluğun ilintili oluşuna dair kesin yargı geri çekilmiştir. Buna karşın, yeni bir çalışmada, TPH1’deki iki farklı polimorfizmin, bipolar bozukluk ile ilintili olduğu gözlemi rapor edilmiştir.

Çevresel

Çevresel etmenler bipolar bozukluk oluşumu ve sürecinde önemlidir ve bireyin psikososyal özelikleri bireyin genetik nizamı ile etkileşebilir. Yakın zamanda vuku bulan hadiseler ve bireyler arası ilişkiler de, bipolar bozukluk dönemlerinin oluşumu ve tekrar edişinde, unipolar bozuklukta olduğu gibi bir ihtimalle etkili olabilir.

Nörolojik

Nispeten daha az etkili olsa da, bipolar bozukluk ya da benzeri rahatsızlıklar, devamda aktarılan nörolojik durum veya yaralanmalar sonucu ortaya çıkabilir: inme, travmatik beyin yaralanması, HIV enfeksiyonu, multipl skleroz, porfiria ve ender olarak temporal lob epilepsisi.

Tedavisi

Tedavi edilmediği durumda ağır bir seyir izleyebilen bir psikiyatrik rahatsızlıktır.

Bipolar Bozukluk bazı kişilerde mevsimsel bir dalgalanma gösterir. Sonbahar ve kış, depresif durumun, ilkbahar aylarıysa manik atakların gözlendiği aylardır. Daha nadir olarak tam tersi de gözlenebilir.

Duygudurumların yoğunluğu ve süresi kişiden kişiye büyük ölçüde değişir.

Bipolar bozukluk tedavisinde duygu durum dengeleyicisi (lityum karbonat, valproat vb.) ilaçlar kullanılır. Yineleyen hastalık dönemleri (mani, depresyon, hipomani gibi) nedeniyle duygudurum dengeleyici ilaçların doktor kontrolünde uzun yıllar alınması gerekebilir. Bazı antiepileptik ilaçlar ve antipsikotikler de bipolar bozukluk tedavisi için kullanılmaktadır.

Bipolar bozukluk genellikle ilaç ile tedavi edilmektedir. Psikiyatristler ve pratisyen hekimler genel olarak bipolar bozukluk semptomlarını azalmak için etkin ilaç tedavisini tercih ederler. Doktorunuz ile sürekli iletişimde kalmak, doktorunuzun söylediklerini harfiyen uygulamanız hastalığın tedavisinde önemli bir yere sahiptir. Bipolar bozukluk rahatsızlığı boyunca toplum hayatına uyum sağlamak, insanlardan uzak durmamak oldukça önemlidir. Hastalığın tedavisi ilaç kullanımı ile yapılıyor olsa da psikolojik rahatsızlıklarda moralin yeri unutulmamalı, bipolar bozukluğu bulunan kişinin morali yüksek tutulmalıdır.

Tedavi sonrası

İlaçla tedavi, hastalığın kontrol altına alınması içindir. Kişi, bir psikiyatrist doktor ve psikolog yardımıyla, depresyon eğilimlerine karşı bir savunma geliştirmelidir. Yine de manik ataklar önlense bile, kişide genel bir durgunluk gözlenebilir. Kişi, bu eğilime karşı da hazırlıklı olmalı, yoğun depresif süreçlerde gerektiğinde müdahale edilmelidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz